Ticaret hukuku, tacirler arasındaki ticari ilişkileri, ticari işletmelerin faaliyetlerini ve ticaret hayatını düzenleyen özel hukuk dalıdır. Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde şekillenen bu hukuk dalı, ticari işletme, şirketler, kıymetli evrak, sigorta ve deniz ticareti gibi alt dalları kapsar. Ticari faaliyetlerin dürüstlük, güven ve istikrar ilkelerine uygun şekilde yürütülmesini amaçlar ve hem tacirlerin hem de ticari hayata katılan diğer aktörlerin hak ve yükümlülüklerini belirler. Ticaret Mahkemelerinde görülen bazı dava türleri şu şekildedir;
Ticari İşletme Davaları:
Ticari işletmenin devri, rehin verilmesi, işletme adı ve haksız rekabet gibi uyuşmazlıklardır. Genellikle tacirler arasında gerçekleşen ticari faaliyetlerden doğan ihtilaflar bu kapsamdadır.
Şirket Davaları:
Anonim, limited ve diğer şirket türlerinin kuruluşu, tasfiyesi, ortaklar arası uyuşmazlıklar ve yönetimle ilgili davalardır. Ortaklık ilişkilerinin düzenlenmesi veya sona erdirilmesi gibi konuları kapsar.
Kıymetli Evrak Davaları:
Poliçe, bono ve çek gibi kıymetli evraklardan doğan alacak, iptal, protesto veya ödeme yükümlülüğü konulu davalardır. Genellikle ödeme araçlarının kötüye kullanımıyla ilgilidir.
Sigorta Davaları:
Zarar sigortaları, hayat sigortaları gibi alanlarda sigorta şirketleriyle sigortalılar arasındaki tazminat ve ödeme davalarıdır. Poliçe hükümleri, rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediği gibi konular tartışılır.
Deniz Ticareti ve Yat Hukuku Davaları:
Gemiler, deniz kazaları, taşıma sözleşmeleri ve yatlar gibi deniz taşıtlarıyla ilgili davalardır. Türk Ticaret Kanunu’nun beşinci kitabı bu davaların temelini oluşturur.
İflas ve Konkordato Davaları:
Borçlarını ödeyemeyen tacirlerin iflas ettirilmesi veya borçlarını yeniden yapılandırmak için konkordato ilan etmeleriyle ilgili davalardır. Ticaret mahkemesi hem borçluyu hem alacaklıları koruyacak şekilde karar verir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/8321 E., 2020/2956 K., T. 3.6.2020
Davacı, satın aldığı motoryatın imalat hatası nedeniyle su aldığını ve kullanılamaz hale geldiğini iddia ederek bedel iadesi istemiştir. Mahkeme, bilirkişi raporları doğrultusunda yatın teknik kusurlu olduğuna ve deniz vasfını taşımadığına hükmetmiş, satışın iptali ile bedelin iadesine karar vermiştir. Yargıtay, kararın yerinde olduğunu belirterek mahkeme hükmünü onamıştır.
Bu karar, ticaret mahkemesinde yat alım-satımı sırasında ortaya çıkan teknik ayıplar ve deniz aracı olarak kullanılamama durumlarının, ticaret hukuku kapsamında değerlendirilerek alıcı lehine karar verilebileceğini göstermektedir.
