Türkiye’de evlilik süresince, eğer taraflar başka bir sözleşme yapmadıysa, eşler arasında “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerli olur.
Bu rejime göre, evlilik süresince birlikte kazanılan mallar, boşanma durumunda eşit şekilde paylaşılır.
Ama bu durum her zaman %50-%50 paylaşılacak anlamına gelmez.
İşte burada eşlerin kusur durumu ve özellikle ağır kusurlar devreye girer.
Cana kast ve zina gibi ağır kusurlar mal paylaşımını nasıl etkiler?
Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesine göre:
“Boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olan eş, diğer eşin katılma alacağından hâkimin kararıyla tamamen ya da kısmen mahrum bırakılabilir.”
Bu şu demektir: Eşlerden biri diğerinin canına kast etmişse (öldürmeye teşebbüs, ağır şiddet vs.)
Ya da zina (aldatma) yapmışsa,
➜ Bu durumda mahkeme, ağır kusurlu olan eşin payını azaltabilir hatta hiç vermeyebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/10429, K. 2013/7427 (05.03.2013)
Karar Özeti:
Somut olayda, boşanmanın zina nedeniyle gerçekleşmesi ve kararın kesinleşmesi şartıyla bu madde uygulanmıştır. Yargıtay, bu nedenle davalı kadının talebinin değerlendirilmeden reddedilmesini “usul ve kanuna aykırı” bularak kararı bozmuştur.
Dava, zina nedeniyle boşanan eşin “katılma alacağı” talebine ilişkindir. TMK m. 236/2’ye göre; zina veya cana kast sonucu boşanma kararı varsa, hakim kusurlu eşin edinilmiş mallardan pay almasını azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
